Nesnenin Korunumu Nedir? İzmir’de Bir Buzdolabı, Bir Tost ve Fazla Düşünen Bir Zihin Üzerinden Anlatım
Bazı kavramlar var ki çocuk gelişimi kitaplarında sakin sakin dururken, gündelik hayatın içine girince sanki biraz kaşınıyor. “Nesnenin korunumu nedir?” tam olarak böyle bir kavram. Kâğıt üzerinde gayet ciddi: bir nesnenin şekli, konumu ya da görünümü değişse bile miktarının aynı kaldığını anlamak. Ama işin içine insan zihni, İzmir sıcağı ve sabah aç karnına yapılan hatalı kararlar girince konu bambaşka bir şeye dönüşüyor.
Ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında biriyim. Arkadaş ortamında genelde espri yapıyorum ama sonra o espriyi gece yatakta “acaba çok mu saçmaydı” diye 47 kez yeniden analiz ediyorum. Yani zihnim bir yandan Karşıyaka vapuru gibi sakin, bir yandan da Konak trafiği gibi sıkışık. “Nesnenin korunumu nedir?” konusunu da böyle bir zihinsel trafik içinde düşünmek daha eğlenceli oluyor.
Nesnenin Korunumu Nedir? (Ama Akademik Değil, Biraz Mahalle Ağzıyla)
“Nesnenin korunumu nedir?” sorusunun klasik cevabı şu: Bir nesne görünüş olarak değişse bile miktarının değişmediğini anlayabilme becerisidir.
Ama bunu daha hayatın içinden anlatmak gerekirse:
Bir bardak suyu ince uzun bir bardağa koyduğunda “oo bu daha çok” sanan küçük bir çocuk düşün. Aynı suyu geniş ve kısa bir bardağa koyduğunda “bu az olmuş” diyor. Su aynı su ama algı başka evrende yaşıyor.
Ben buna bazen “göz kandırmacası DLC paketi” diyorum. Çünkü zihin, görünüme aşırı güveniyor.
Geçen gün mutfakta tost yaparken kendime şunu sordum:
“Ben bu tostun iki dilim ekmekten oluştuğunu biliyorum ama neden üç ısırıkta bitiyor?”
İşte o an kafamda bir ışık yandı:
Belki de mesele tost değil, algıydı.
İzmir Sıcağında Nesnenin Korunumu Testi
İzmir yazı malum. İnsan zaten yarı erimiş halde dolaşıyor. Böyle bir durumda bilişsel test yapmak biraz riskli.
Geçen yaz arkadaşlarla Kordon’da oturuyoruz. Masada bir şişe su var. Güneş tepede, bizde hayata karşı minimal direnç.
Arkadaşlardan biri suyu ince uzun bir bardağa döktü. Diğeri hemen atladı:
— “Oha bu bardakta daha çok su var ya!”
Ben de refleks olarak:
— “Hayır ya aynı su, sadece dikine büyüdü.”
Ama iç sesim başka bir şey söylüyor:
“Sen gerçekten bunu mu açıklıyorsun? 25 yaşındasın ve şu an suyun geometrisini savunuyorsun…”
İşte “nesnenin korunumu nedir?” sorusu bazen insanı böyle sosyal tartışmalara sokuyor. Kimse farkında değil ama hepimiz biraz Piaget’nin deneylerinde yaşayan gönüllüler gibiyiz.
Zihnin Küçük Oyunları: Görünüşe Kanma Sanatı
Nesnenin korunumu sadece çocuklukla ilgili bir şey değil aslında. Biz büyüyünce de devam ediyor, sadece daha sofistike hatalar yapıyoruz.
Mesela:
Bir insan daha sessizse “soğuk” sanıyoruz
Bir iş daha küçük görünüyorsa “kolay” sanıyoruz
Bir ilişki dışarıdan düzgün görünüyorsa “sorunsuz” sanıyoruz
Ama içeri girince durum değişiyor.
Bir gün ev arkadaşım buzdolabını temizledi. İçerisi boş gibi görünüyordu. Ben de:
— “Oh, sonunda düzen geldi.”
Sonra dolabın arkasından 3 günlük makarna, bir gizemli sos ve kimliği belirsiz bir kap çıktı.
İç sesim:
“İşte nesnenin korunumu nedir sorusunun yetişkin versiyonu: hiçbir şey gerçekten yok olmuyor, sadece saklanıyor.”
Buzdolabı Felsefesi
Buzdolabı, modern insanın en dürüst yalanıdır.
Kapıyı açarsın:
“Hiçbir şey yok.”
Ama biraz kazı yaparsın:
Dünkü yemek
2 haftalık yoğurt (hala kendine güveniyor)
Ve “bunu ne zaman aldım ben?” dedirten bir şey
Burada nesnenin korunumu devreye giriyor. Çünkü bir şeyin görünmemesi, onun yok olduğu anlamına gelmiyor.
Tıpkı bazı duygular gibi.
Çocuklar, Yetişkinler ve Aynı Hata Döngüsü
“Nesnenin korunumu nedir?” sorusu genelde çocuklara anlatılır ama yetişkinler de sürekli aynı testi geçemiyor.
Mesela çocuk oyunu olan “ce-ee” (peekaboo).
Çocuk düşünür:
“Yüzünü kapattı = yok oldu”
Sonra güler.
Biz yetişkinler de benzer bir şey yapıyoruz ama daha karmaşık:
Mesajı görmezden gelince sorun çözüldü sanıyoruz
Birini sosyal medyada görmeyince hayatından çıktı sanıyoruz
Bir konuyu konuşmayınca yok oldu sanıyoruz
Ama hayır.
Kapattığın her şey, aslında bir yerde duruyor.
Arkadaş Grubu Üzerinden Nesnenin Korunumu
Buna da Göz Atın: Kürtçede kulilk ne demek ?
Bir arkadaş grubunda klasik sahne:
— “Bu konuyu konuşmayalım artık.”
Ama iki hafta sonra aynı konu tekrar açılıyor.
Ben içimden:
“Bu konu buzdolabında saklanmış lahana gibi… ne zaman açsak geri dönüyor.”
İşte nesnenin korunumu burada sosyal bir şeye dönüşüyor. Konular da nesneler gibi; kaybolmuyor, sadece yer değiştiriyor.
İzmir’de Günlük Hayat ve Algı Yanılmaları
İzmir’de yaşam biraz rahat ama zihinsel olarak oldukça hareketli. Özellikle toplu taşımada.
Geçen gün otobüste biri küçük bir poşet taşıyordu. Poşet minicik ama yüz ifadesi ciddi.
İç ses:
“Bu poşet ya çok önemli bir şey içeriyor ya da tamamen boş ama hayat dersleri veriyor.”
Sonra poşet açıldı: içinden sadece ekmek çıktı.
Ama o an şunu fark ettim:
Poşetin büyüklüğü, içeriğin değerini hiç belirlemiyor.
İşte yine nesnenin korunumu.
Market Poşeti Deneyi
Marketten dönerken hepimiz şunu yaşarız:
Poşet hafif görünür → “az şey aldım”
Ama eve gelince:
“Bu neden 327 TL tuttu?”
Çünkü nesneler görünüşte küçüldükçe, zihnimiz onları küçültüyor.
Bu da yetişkin versiyon bir algı hatası.
İç Sesin Aşırı Çalışması
Benim iç sesim bazen fazla aktif.
Mesela tost yaparken:
“Ekmek eşit mi kesildi?”
“Peynir fazla mı eridi?”
“Bu tost neden bu kadar ciddi?”
Ve en önemlisi:
“Bu tostun nesnesel korunumu doğru mu?”
Evet, bazen zihnim fazla ileri gidiyor.
Ama bu düşünme hali aslında şunu gösteriyor: görünüş ile gerçeklik arasındaki fark sürekli test ediliyor.
Nesnenin Korunumu ve Duygusal Hayat
Sadece fiziksel nesneler değil, duygular da böyle.
Bir insan gülüyorsa mutlu sanıyoruz.
Ama bazen sadece iyi görünmeye çalışıyor.
Bir ilişki sakin görünüyorsa sorunsuz sanıyoruz.
Ama içeride fırtına olabilir.
İşte burada “nesnenin korunumu nedir?” sorusu metafor haline geliyor:
Gördüğün şey, gerçeğin tamamı değil.
Kayıp Sandığımız Şeyler
Hayatta bazı şeylerin kaybolduğunu sanıyoruz:
Eski arkadaşlıklar
Eski alışkanlıklar
Eski versiyonumuz
Ama aslında yok olmuyorlar. Sadece şekil değiştiriyorlar.
Tıpkı eriyen bir buz gibi.
Buz yok olmaz.
Sadece su olur.
Son Bir İzmir Akşamı Düşüncesi
Kordon’da gün batımını izlerken şunu düşündüm:
Belki de hayatın kendisi büyük bir nesne korunumu testi.
Gördüğümüz şeyler değişiyor.
Şekiller, insanlar, duygular…
Ama öz hep bir yerde kalıyor.
Ve biz, çoğu zaman sadece yüzeye bakarak karar veriyoruz.
Sonra bir bardak su geliyor.
Ve birisi diyor ki:
“Bu daha fazla gibi.”
İşte her şey yeniden başlıyor.