İçeriğe geç

Dinen kalem ne anlama gelir ?

Dinen Kalem Ne Anlama Gelir? – Mizahi Bir Bakış Açısıyla

Her günkü telaş, koşturmacalar, sosyal medyada kaybolmuşluk ve bazen de… dini konulara dair akıl karıştıran sorular. “Dinen kalem ne anlama gelir?” sorusu, son zamanlarda içimi kemiren, kafamı karıştıran ama bir türlü doğru dürüst bulamadığım sorulardan biri oldu. İzmir’in sıcağında arkadaşlarımla sohbet ederken, bazen sadece gülüp geçiyor olsak da, bu soru üzerine kafa yormadan duramıyorum. Hani bir şey anlamadığında ya da sana garip bir şey söylendiğinde, yüzünü ekşitip “Eee ama şimdi ben ne diyorum, ne oluyor?” diye düşündüğün anlar vardır ya, işte tam olarak o duyguyla başladı bu yazı!

Dinen Kalem Ne Anlama Gelir?

Şimdi, bu soruyu sormak bir yana, üzerinde düşünmek bambaşka bir şey. Çünkü, “kalem” kelimesi bu durumda ne demek? Elimizdeki bir kalem mi, yoksa bizim de pek alışık olmadığımız bir anlamı var mı? Hani hepimiz, “Bir kalem aldım, yazıyı bitirdim, yazı bitti!” tarzı pratiklerde alışkınız ya, bu seferki biraz farklı. Dinî bir anlamı var ve o yüzden kafamız biraz karışık.

Dinî açıdan kalem, aslında “yazmak”la ilgilidir. Evet, belki hemen şimdi aklınızda “Yani dinî kalem, yazan kalem mi?” diye düşündünüz, ama işin içinde bir de “yazılacak olanların ne olacağı” kısmı var. Kalem, hem Tanrı’nın yazdığı kaderin bir sembolü hem de her bireyin, yaşamına dair sorumluluğunu yazdığı, şekillendirdiği bir araçtır.

Hadi bir düşünelim: “Dinen kalem” deyince, çoğumuzun aklına ne gelir? Klasik anlamıyla “yazı yazmak” mı, yoksa Allah’ın her şeyin yazılı olduğu, kaderin bizimle buluştuğu bir araç mı? İşte, bu noktada devreye giren o komik durumlarla karşılaşıyoruz. Diyelim ki bir gün bir camiye gittiniz ve hoca, “Dinen kalem, kaderin yazıldığı bir araçtır” dedi. O an, siz de kafanızda böyle bir düşünce belirdiniz: “Yani bu kalemi ben sadece sınavda falan kullanmam gerektiği gibi, kaderimi de mi yazıyor? İyi de, o zaman bu kalem biraz iş yapacak galiba!”

Kendi Kendime Kafamı Karıştırdım

Geçen hafta bir arkadaşım bana dedi ki, “Ya, dinî anlamda kalemle ilgili bir şey öğrendim, çok ilginçti!” Benim de hemen içimden “Yani, şimdi bir daha ne söyleyecek?” diye düşündüm, çünkü bu tarz derin sohbetlere girerken ben hep biraz geride kalırım. İç sesim tam devrede: “Ahhh, şimdi o kadar derin bir şey söylese de, ben anlarım değil mi? Yoksa bir şey kaçıracak mıyım?”

Arkadaşım devam etti: “Dinen kalem, Tanrı’nın yazdığı her şeyin simgesiymiş, ne yazık ki biz insanlar ne kadar isyan etsek de kaderimiz yazılmış.”

“Eee, ne yani? O zaman bu kalemi takımı alıp bi’ yazı yazayım, hayatımı değiştirecek mi?” dedim.

Bana cevaben: “Aslında, hayatımızda her şeyin yazılı olduğuna inanıyoruz ama işte özgür irademiz de var. Hani o kalemle yazılmamış olanları, biz yazıyoruz ya bir şekilde.”

Bunu duyunca kafamda yine bir soru işareti belirdi: “O zaman biz ne yapıyoruz? Kendi kalemimizle yazdığımızı mı sanıyoruz? Bir kalem mi var bu işin arkasında?” Yani, şey gibi, “Bunu yazdım ama aslında o kalem Tanrı’nın yazdığı… O zaman başıma gelen her şey zaten önceden yazılmış mıydı?”

Kalem ve Kader: Komik Bir Düşünce Deneyi

Evet, bakın, bir de şöyle bir durum var. Dinen kalem dediğimizde, aslında kaderin yazıldığı bir şeyden söz ediyoruz ama gelin bir de bunu günlük hayatla ilişkilendirelim. Mesela bir gün, sabah işe gitmek için evden çıkarken tam durakta otobüsü kaçırdım. “Ya bu da kaderim işte, sabah saat 8’de kalkıp, 9’da işte olacaktım. Bir şeyin yazılmış olması lazım!” derken, bunun benim hatam olmadığını düşündüm. Ama sonra, bir arkadaşım da “O kalem seni yazdı, bir şekilde…” diyerek, bu karmaşayı daha da artırdı.

Bu kadar yazılı bir kader sistemi var mı, bilmiyorum ama şöyle bir şey olabilir: Eğer dinî anlamda kalem bir yazılı kaderi işaret ediyorsa, bizim o kalemle yazmaya çalıştığımız şeyler belki sadece günlük, geçici şeylerdir. İşte, yapacaklarımız, seçeceğimiz işler, belki de gerçekten bir kalemi gerektirmiyor; ama hâlâ yazılmak zorunda olan o kadere inandığımızı fark ediyorsunuz. O kalem hep bizim elimizdeymiş gibi hissediyorsunuz.

Kısa Sohbet: Kader ve Yazı

Ahmet: “Dinen kalem ne demek sence?”

Ben: “Valla bir şey yazılıyor işte, her şeyin başı o kalem.”

Ahmet: “Ya, kalemle yazmak dedikçe, sanki o kalem bizim elimizdeymiş gibi hissettiriyor.”

Ben: “Aynen, işte tam o noktada. Bir bakıyorsun, kalem seni yazıyor.”

Ahmet: “Ama o zaman sen niye yazmaya çabalıyorsun ki, kaderin ne kadarına müdahale edebilirsin?”

Ben: “İşte, zor olan da bu. Ne kadarına müdahale edebilirim ki?”

Dinen Kalem ve Günlük Hayat

Şimdi, tüm bunları bir araya getirdiğimizde, dinî anlamda kalem ve hayatın her noktasındaki yazılı kader konusu aslında ne kadar kafa karıştırıcı bir hal alabiliyor. İnsanlar, yazılar, kalemler ve kaderler – hepsi birbirine karışıyor gibi görünse de, belki de hayatın akışına ve seçimlerimize katlanmak, o kalemi bir şekilde kullanmayı öğrenmek demek.

Tabii, bazen de “Dinen kalem ne anlama gelir?” sorusuna ne kadar derin bir yanıt bulmaya çalışırsak, o kadar kafa karıştırıcı hale gelebiliyor. Ama sonuçta, belki de cevap şudur: Kaderi yazan kalem, her zaman bizim elimizde olmasa da, yazdığımız her şey, bir gün bir yerlerde bizim adımıza kayda geçiyor.

Yazıyı bitirirken, şunu söylemek gerek: Hangi kalemi kullanırsanız kullanın, hayat her zaman bir şekilde yazılmaya devam ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://ilbetgir.net/betexper yeni giriş